3 Haz 2013

Biber Gazı Değil Oksijen Solumak İstiyoruz

Sevgili okuyucularım, bu yazıyı sabırla okumanızı tavsiye ederim, dün bir çok yerde paylaştığım halde ancak blogumda yayınlama fırsatı bulabildim. İzmirdeki 1 Haziran eyleminin gerçek yüzünü yaşayan bir arkadaşımızın ağzından dinleyin bir de. Okurken kanım dondu resmen bir de bunlara kayıtsız kalanları gördükçe artı irite oluyorum yaşadığım ana.

Yazının gerçekte yayınlandığı site ve takip edilip yardımda bulunulması gereken ikinci site.



2 Haziran sabahı eve vardığımda merak eden arkadaşlarımı bilgilendirmek adına twitter hesabımdan yaşadıklarımı aktardım fakat olay çok büyüdü, bir çok kişinin desteği ve merakı olaya dahil olunca ve medya bu konuda hiç bir bilgi vermeyince, yaşanılanları insanların bilmesi için bir yazı oluşturmaya karar verdim. Baştan sona olayı anlatmadan önce şunu samimiyetle söylüyorum; bunları anlatırken amacım hiç bir kimseye zarar vermek, bir kurumu kötülemek veya insanları galyana getirmek değil, bana göre poliside eylemciside siyasetçiside insandır, her insanın iyisi kötüsü olduğu gibi şahısların kendilerini eleştiriyorum, kurumları değil.

Öncelikle size olayın gündüz boyutundan biraz bahsedeyim. Gündüz vakti kordonda çok güzel bir ortam vardı, eşcinsellerinden solcusundan sağcısına kadar bütün insan grupları bir arada dostça kendilerini ifade ediyordu. Olayların başlangıç anı, basmane tarafına yürüyen grubun aşırı güç kullanılıp sıkıştırılmasıyla oldu. Kordona gelen haber vasıtasıyla bütün kordon toplanıp binlerce kişi yardım için o tarafa doğru yürümeye başladık.
Basmane tarafında dar bir caddede bütün grup polis barikatına doğru yürürken arkadaşımla ben olayın merakı yüzünden biraz ön saflara doğru hareket ettik. Havanın kararmasıyla birlikte birden havada gaz bombaları belirmeye başladı, insanların üzerine hiç bir şey yokken birden gaz bombaları atıldı. ‘Ne oluyoruz?’ derken birden önümüzdeki grup arkaya doğru koşmaya başladı ve şunu fark ettik, meğerse grubun en önlerine kadar ilerlemişiz ve önümüzdeki bir kaç kişi arkamıza geçip kaçmaya başlayınca çevik kuvvetle yüz yüze kaldık.
Daracık sokakta binlerce kişi arkaya doğru kaçıyor, arka taraftan ilerleyen kalabalıktan dolayı uzaklaşamıyor, sıkışan binlerce kişinin üzerine polis gaz bombaları yağdırıyordu ve ben arkadaşım en arkada kalmıştım. İki dakika kadar sonra yoğun gazdan dolayı nefes alamaz, göremez hale geldik, ortalık birden cehenneme dönmüştü. Bunların hepsi 1 Haziran akşamı saat 11 civarında meydana geldi. Sıkış tepiş insanlar canlarını kurtarmaya çalışırken bu olay kimilerinin hiç umrunda olmasa ki halkın arasına gaz bombaları fırlatılmaya devam ediliyordu. İnsanlar kör oluyor, kusuyor yere düşüp bayılıyordu. O sıkış tepiş cehennemde kaçan bir grup yan taraftaki inşaatın demir levhalarını devirdi ve kendimizi birden inşaata attık. İnşaata girdiğimizde bende gözlerimi açamaz hale geldim, resmen zehir soluyordum. Binlerce insan ağlayarak kusarak topallayarak çiğnenerek o daracık inşaat yolundan kaçmaya çalışırken fark ettik ki; inşaatın temeli yapılmış, yan tarafımız uçurum gibi ve aşağıda inşaat demirleri dik bir şekilde duruyor. O hengamede aşağı düşen her hangi birisinin sağ çıkma ihtimali yok ve gaz bombaları arkamızdan aramıza düşmeye devam ediyordu.
Oradan nasıl canlı çıktım hiç bilmiyorum. Bir çok kişi ağır yaralandı, nefes alamaz duruma geldi fakat nihayetinde kalabalık kendini Anemon otelin önüne atmayı başardı. Otel yaralıları içeri alıyor, misafir ediyor ve insanlar birbirini tedavi ediyordu. Yarım saat - bir saat kadar orada dinlendikten sonra kalabalık bu sefer yan caddeden ( daha büyük ve kaçmak için sokakları olduğu için ) eylemini sürdürmeye devam etti. Tomalar kalabalığın etrafını çevirmeye çalıştı fakat arka taraftaki yollara çoktan barikatlar kurulmuştu, bu yüzden rahat bir şekilde eylemimizi devam ettirebildik.
2 saat kadar eyleme devam ettikten sonra polis insanları Cumhuriyet Meydanına doğru püskürtmek için aşırı biber gazı kullanımına başladı. Sokaklar nefes alınabilecek yerler olmaktan çıkınca bütün kalabalık kendimizi Cumhuriyet Meydanına ve sahile attık.
Olaysız geçen 1-2 saatten sonra gece 1 gibi amcalar teyzeler, çocuklu bayanlar ve ufak gençler Gündoğdu Meydanında toplandı ve dinlenmeye başladı, geri kalan insanların hepsi sevinç pastahanesinin önünde toplandık. İnsanlar sloganlara devam ederken saat 2 sularında polisin ciddi müdahelesi başladı. Gül sokaktan sevinç pastahanesinin önüne doğru çıkan 2 yoldan tomalarla biber gazı fırlatıldı, bir çok yerden çevik kuvvet sokaklara gruplar halinde giriş yaptı ve insanları dağıtmaya başladılar. İşte gerçek cehennem o zaman başladı.
Gündoğdu Meydanına çıkan sokağa doğru insanları püskürtüp herkesi meydanda topladılar ve daha sonra yaşlısı, çoluğu çocuğu demeden sahil ve çevik kuvvet arasında sıkışmış bütün kalabalığın üzerine gaz bombaları atılmaya başlandı. Gözümün önünde bir çocuğun ayağına isabet eden gaz bombasının açtığı yarayı size anlatamam, çocuğun ayağı param parça oldu.. Ortalık cehennem gibi, insanlar nereye doğru kaçacaklarını bilmiyorlar, kimileri Alsancak iskeleye, kimileri Cumhuriyet Meydanına doğru kaçmaya başladı. Ben ve arkadaşım Alsancak İskeleye doğru geçtik fakat arkamızdan hala gruba yönelik gaz bombaları atılıyor, insanlar perişan şekilde gruplara ayrılıyordu. Kıbrıs Şehitleri caddesine girmenin mantıklı olucağına karar verip içeri girdik ve kendimizi askeriyenin önünde bulduk. Kapıda nöbet tutan 3 adet mehmetçik vardı ve kalabalık orda buluşmaya başlamıştı. İnsanlar askeriyenin önünün güvenli olduğuna kanaat getirip güvenlik güçlerinin orada insanlara aşırı güç kullanmayacağını düşünüyorlardı, fakat öyle olmadı..
İnsanlar mehmetçiğe övgü ve sevgi dolu tezahuratlar atmaya başlamıştı, 10 dakika geçmeden Kıbrıs Şehitlerine giren güvenlik güçleri askeriyenin önüne birden gaz bombaları atmaya başladılar. Ve attıkları kesinlikle uyarı tarzında bir şey değildi zira ilk attıkları bomba tam ortamıza isabet etti. İnsanlar tekrar panik halinde kaçışmaya başladılar, kimileri askeriyeye sığınmaya başladı, asker insanları askeriyenin bahçesine alıyordu fakat polisin askeriyenin önüne, mehmetçiğin 2 metre yanına bile gaz bombası atmaktan kaçınmadığını gördükten sonra biz oraya girmenin mantıklı olmadığını düşünüp sahile doğru tekrar koşmaya başlamıştık ki, tam önümde kafamın 30 santimetre yanından bir gaz bobması geçip uzun saçlı bir arkadaşın suratında patladı. Çocuğun suratından duman yükselmeye başlamıştı fakat hengamede kimse bir şey yapamıyordu, kimsenin koşmaktan başka çaresi yoktu. Çocukta yanık suratıyla kalabalığa karışıp bir yerlere girdi. Bizim bulunduğumuz grup tekrar sahile çıktık ve orada diğerleriyle bir araya geldik. Fakat sahilde şöyle garip olaylar oldu ; eli sopalı kimliği belirsiz kişiler herkese Gündoğdu Meydanının güvenli olduğunu, oraya gitmemiz gerektiğini bağırıp içinde bulunduğumuz insan grubunu Gündoğdu Meydanına doğru sürüklemeye başladılar ki en ağır darbeyi orada aldık.
Büyük bir ihtimalle yapılan şey tuzaktı zira Gündoğdu Meydanına geldiğimizde bunun bir strateji olduğunu anladık. Önce Alsancak İskele tarafından Toma ve çevik kuvvet ekibi gaz bombaları atarak bizi Cumhuriyet Meydanına doğru sürükledi, daha sonra kaçarken Cumhuriyet Meydanından çıkan Toma ve çevik kuvvet gaz bombalarıyla bizi tekrar Alsancak iskeleye doğru yöneltti. Sahilde 15 dakika önce aç gençlere kurabiye dağıtan teyzelerle, bastonlu amcalarla, kucağında çocuklu bayanlarla sıkışıp kaldık. Tek kaçış yolumuz Sunsetin yanından içeri girmek derken bir baktık ki oradan da içi çevik kuvvet dolu cipler üzerimize doğru tam gaz gelmeye başladı. Ne olduğunu anlamadan birden aramızda sopa ve bıçak taşıyan ne kadar insan varsa ( ki biz onların neden o kadar etrafa zarar verdiklerini anlayamıyorduk ) birden bize saldırmaya başladılar. Az önce birlikte slogan attığım amca birden dönüp elindeki kalasla sırtıma tüm gücüyle vurmaya başlamıştı..
”Amca ne oluyoruz?? Niye böyle yapıyorsun??” derken fark ettim ki onun gibi aramızda 40-50 kişi varmış ve hepsi yaş ve cinsiyet farkı gözetmeksizin insanları linç etmeye başladılar. Bakın arkadaşlar burada bir konuya değinmek istiyorum; bu insanlar sivil polis diyecem ama ne yazık ki sizi bu şekilde rahatlatamıyorum. Zira nasıl bir sivil polis bir elinde bıçak diğer elinde çivili kalasla insanlara saldırır?! Onların kim olduğunun kararını size bırakıyorum..
Nefret dolu küfürler ve bağırışmalarla sağa sola kaçan insanları bütün gücüyle dövmeye başlayan bu insanlar tam bir kaos ortamı yarattı. O dakikadan sonra artık hiç bir şekilde bir grup değildik, tam anlamıyla her birey kendi hayatını kurtarmaya çalışıyordu.. Yanımdaki amca kalasla sırtıma vurmaya başladıktan sonra elimle siper alıp ileriye doğru koşmaya başladım fakat kendimi üç adet çevik kuvvet görevlisinin arasında buldum. Joplarla var güçleriyle vurmaya başladılar, bir tanesi ayağıma vurdu ve beni yere düşürdü, yerdeyken üç adet çevik kuvvet tekmelerle jop darbeleriyle linç etmeye çalıştılar fakat şansıma etrafta kaçışan diğer insanlarada vurmaya çalıştıklarından fırsat bulup var gücümle deniz kenarından Sunset’e doğru koşmaya başladım. Aralıklı çember halinde bu eli kalaslı sivil adamlar, birbirlerini tanıyor, çevik kuvvet kesinlikle onlara dokunmuyor, ve gelen geçen herkesi yere yığana kadar dövmeye başlamışlardı. Arkadaşlar yine bir konuya değinicem; hukuksal açıdan orada toplanmamızın yasal olmadığının farkındayım, polisin gece 12 den sonra müdaheleye başlayacağı zaten bilinen bir gerçekti, biber gazı zaten sıkılıyor onada tamam. Biz zaten orada bütün bunları göze alarak kaldık, polisin müdahelesi tabiki jopla dayakla olucak benim buna saygım var, dövsünler. Sonuçta inandığımız ve koruduğumuz bir düşünce uğruna dayak yiyoruz, yeriz sorun değil. Kesinlikle döven çevik kuvveti suçlamıyorum FAKAT(!) bu eli bıçaklı sopalı adamlar kim?! Bunlar hangi kimlikle bu şekilde insanları linç ediyor? Her türlü techizatı ellerinde bulunduruyorlar, hiç bir şekilde polis onlara dokunmuyor ve ellerindeki (biber gazı değil) spreylerle insanları yaralıyorlar?!..
Arkadaşlar bu insanlar polisle birlikte stratejik hareket ediyorlar, insanların arasında onlardan biriymiş gibi önce insanları galyana getirip belirli bir noktada birleştiriyorlar, ve çevik kuvvetin ciplerle insanların arasına girmesiyle birlikte bir anda herkese saldırmaya başlıyorlar. Ve gözlerindeki o nefreti size tarif edemem. Bu insanlar döverken öyle zevk alıyorlar, yaralarken öyle rahatlıyorlar ki, dehşete kapıldım.
3 adet çevik kuvvetin linç girişiminden kurtulup içeri doğru koşmaya başladım fakat sağ diz kapağıma aldığım jop darbesinden dolayı topallayarak koşuyordum. Tek çıkış yolu vardı o da 2 tane sivil sopalı adamın arasından geçmekti. Geçmeye çalışırken biri kalasla kafama, diğeri göğsüme vurdu sanırım, yere düştüm. Her tarafım birden çevik kuvvet ve bu adamlarla doldu ve yerde beni tekmelemeye, suratıma vurmaya, joplamaya ve kalaslarla dövmeye başladılar. Ben kimseye bir şey fırlatmamama rağmen sivil adamlar ellerindeki kalaslarla boşluklarıma var güçleriyle vurup, ”Hadi şimdide at bakalım onları!! hadi!!! ” diye bağırarak kalın sopalarla dövmeye devam ettiler. Ben öylesine dayak yerken linç edilip ölüceğimi düşünüyordum, bir baktım ki elinde yine sopa ve bıçak olan bir amca yanımda ayakta dikilmiş, gözlerimin içine bakıyor.. Ben dayak yerken kalkmaya çalıştığım için eliyle bana bırak kendini işareti yapıp ”indir kafanı evlat ananı sikicekler yoksa” dedi. O dayağın içinde bile gülümsetti beni. Yediğim dayak artık oradan nasıl gözüküyorsa o adam bile acıdı bana.. Amcayı dinleyip kendimi serbest bıraktım, bir tanesi kalasla boğazıma vurdu, yanımdan kalabalığa doğru koşan bir çok çevik kuvvet ekibi tekme atarak geçiyordu, bir başka sivil boğazıma takılı bandanayı sertçe tutup öldürmek amaçlı kendine doğru sert darbelerle çekmeye başladı, nefesim kesiliyordu, boğmaya çalıştığını gören bir ekip elemanı onuda uzaklaştırdı benden.. Her tarafımdan çevik kuvvet ekipleri ileriye doğru koşarken ben amcayı dinleyip ölü taklidi yapıyordum. Fakat bu seferde koşan ekip elemanları ”ne işin var lan senin burda?? sen hala burda mısın?!?!” diyerek tekme atıp yollarına devam ediyorlardı. Tam o sırada yoluna devam eden son sivil elindeki spreyle suratıma 5 santimetre mesafeden bir gaz sıktı ve birden inanılmaz bir acıyla kavrulmaya başladım. Ona rağmen linç edilmemek için pek fazla kıpırdamamaya gayret gösteriyordum. Allah’a şükürler olsun ki nihayet o cani siviller diğer tarafa doğru benden uzaklaşmıştı ve ayağa kalkıp topallayarak ve emekleyerek kendimi çevik kuvvetin yanından geçip Sunset’in önüne atabildim.
Mekan önü biraz karanlık ve kuytu kaldığı için benim gibi zor durumda bir kaç insan kendini oraya atmış, suratımın ve boynumun yarısı sıvı gaz halinde yanarken topallayarak orada duran adamlara ”nereye sığınabiliriz??” diye sordum, içeriyi işaret edip, ”Polisler oradan çekildi, çabuk ol koş!” diye beni içeriye doğru yönlendirdiler. Zar zor nefes alarak, öksüre öksüre topallaya topallaya kendimi bir taksinin önüne atıp eve gelebildim.
Arkadaşlar takside attığım çığlıkların haddi hesabı yok. Beni iyi dinleyin, 1 Haziran gecesi 20 ye yakın sefer biber gazı yedim, nasıl bir şey olduğunu az çok biliyorum, ve sizi temin ederim bu sivillerin sıktığı şeyler biber gazı değil! Aklıma tek gelen şey portakal gazı olabileceği fakat nasıl bir şey olduğu hakkında derin bir bilgi sahibi olmadığım için bilemiyorum. Suratımın yarısı yanma derecesinde kızardı ve saatler boyunca acıdan duvarları yumrukladım. Bir süre sonra gözlerimi açamaz hale geldim ve saatler boyunca görme yetimi %60 kaybettim. 1-2 saat boyunca duşta soğuk suyla acılar içinde yıkandıktan sonra çektiğim fotoğrafları paylaştım. O sivillerin gösterdikleri vahşet dolu nefret aklıma kazındı. Size o anki ortamı ne kadar analtsam az.. Direkt olarak öldürmüyorlar fakat ölmeniz için ellerinden geleni yapıyorlar. Topluluğu gaza getirip yönlendiren kişilere dikkat edin, zira insanları polisin istediği yere topluyorlar, elleri sopalı ve etrafa özellikle zarar vermeye çalışan insanlara dikkat edin, çevik kuvvet girdiğinde size arkadan saldırıyorlar ve kaçma şansınızı yok ediyorlar. Sıktıkları yasaklı gaz ile temas halinde olduğunuzda kesinlikle yıkamayın, su değdirmeyin, zira tüm vücudunuza özellikle gözlerinize kaçırmış oluyorsunuz. Sadece soğuk suyla ıslatılmış bir bezle dışa doğru temizleyin ve buzlu torbayla tampon yapıp acınızı hafifletin. İzmir ile ilgili şu an sosyal medyada bir dolu yalan yanlış bilgi var, diğer taraflarda ne oldu tam olarak bilmiyorum fakat yaşadıklarım bunlar. Siz bu sivil adamların (hangi partinin özel adamlarıysa artık çünkü polis değiller) nasıl nefretle ve öldüresiye tavır sergilediklerini artık biliyorsunuz, vicdanınız yardımıyla düşünüp ne yapıp ne yapamayacaklarına kanaat getirebilirsiniz artık. Bugün sağ ayağımı kullanamaz haldeyim muhtemelen 2-3 gün boyunca sizlere destek olamayacağım için özür diliyorum, bu yazıyı yazmamdaki tek sebep sizin, başka şehirlerde veya gece olmadan evine dönmüş insanların, orada gerçekten ne olduğunu bilmesini istememdir. Saygılarımla.

5 yorum :

Kaan Arer dedi ki...

Ben de Fatih Amorf kendi hikayesini yazacak sanmıştım.. Sen neden yazmıyorsun yaşadıklarını!!!

fatih amorf dedi ki...

Çünkü polisin bu müdahalesine maruz kalmadım, işin bu boyutunu anlatacak yaşanmışlıklarım yok sadece çevremde zarar görenler var, ama onların yerine bu hikayeyi daha etkileyici bulduğumdan paylaşmak istedim. Onun veya bunun hikayesi yerine amacım uygulanan orantısız şiddeti ve geri planda dönen olayları aktarmaktı.

Kaan Arer dedi ki...

Bu yazının üstüne söylenecek bir sözüm yok. bir şey yazamadım.

yorumum da ise senin de gözlemlerini beklediğimi söylemek istedim sadece.. yazmak için birebir yaşamak zorunda mıyız ki?

fatih amorf dedi ki...

olayları gerçekçi bi bakış ile yazabilmek için bu olayları yaşamak gerekli. Ben twitterda da bahsettiğim gibi o felaket günlerinde sınavlarıma çalışıyordum ve bedenimde olan derin güneş yanıklarından dolayı pek yararlı olamayacaktım direnişte. Ben daha çok Gündoğdu'nun bayram yerine döndüğü vakitlerde oradaydım. Ama amacıma bu hikayeyi daha uygun gördüm.

Merakın için de gözlemlerim değer verdiğin için teşekkür ederim

Adsız dedi ki...

Jedoch bitte welche aus sehr weichem Material, keine reinen Wollschals oder dadurch.
Meiner Mensch ist ein Gewohnheitstier. Schliesslich ist alles auch was intimes, privates, daher
solltest Du Dir ebenfalls für ein kennenlernen - selbst wenn es auf meiner live sexchat ist - schon
zeit nehmen.

Weiterfuehrender Link sexcam

Blogger Witget