eşcinsel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eşcinsel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Eki 2013

Her Şeye İnat Gülerek Ayrıldı Aramızdan


Ne zamandır yazmak istediğim yazı için sonunda bilgisayar başına oturabildim. Öncelikle yazacağım konu hakkında bilgi edinmeye çalıştım, fakat yine de sürçen noktalar ya da gözümden kaçan ayrıntılar olabilir, şimdiden bilgilendireyim. Blogumda uzun süredir LGBT konulu bir şeyler yazmamıştım.


Ali Arıkan...

Arkadaşları arasında Ali ya da Aligül diye anılırdı. Güler yüzüyle tanınan bi şahsiyetti. Geçmiş zaman kullanmamın nedeni geçtiğimiz 25 eylülü 26 eylüle bağlayan gece vefat etmesidir. Kanser tedavisi gördüğü hastanede güler yüzü soldu. Cinsiyet geçişinin başlayacağı haftayı arkadaşlarıyla kına yakarak ve saçlarını kestirerek geçirmişti. Ertesi gün doktora gittiğinde habis bir kisti olduğu haberiyle sarsıldığı yetmezmiş gibi, doktorun jinekoloğa gitmemesini sorgulamasıyla suç altında hissetti kendisini. Çoğu bekar kadının gitmeye çekindiği o eril muayeneden o da cinsiyetçilik ve transfobi dolayısıyla korkmuştu, ama bunu o sorgulayan doktora söyleyememişti. Burada Ali'yi kimin ya da gerçekten kanserin mi öldürdüğünü sorgulamak lazım. Gerçi bu sorunun cevabını kim cesurca verebilir orası tartışılır nitelikte.

Ali'nin o cinsiyet geçişini tamamlamasına gerek yoktu aslında. Çünkü ameliyat sadece dış görünüşünü değiştirmek içindi. Halbuki o düşünce ve beyin olarak çoktan bu geçişi tamamlamıştı. Bunu yaptığı çalışmalardan ve lgbt hareketinde önde gelen bi aktivist olmasından anlayabiliyoruz.

İlk Trans Erkek örgütlenmesi olan Voltrans Trans Erkek İnisiyatifi'ni kurmuştur.
Lambdaistanbul'da da gönüllülük yapıp LGBT Danışma Hattı'nın kurulumu ve ilk yılları ile Eşcinsellerin ve Biseksüellerin Sorunlarıaraştırmasında da çalışmıştır. Kaos GL Derneği'ne 2002'de attığı samimi ve sıcak kanlı maili ile tüm bu aktivist yaşamın başlangıcını yapmıştır. Ayrıca, ağırlıklı olarak çocuklukta yaşanan cinsel istismar ve tecavüzden hayatta kalanlara hitap eden Cinsel İstismardan Hayatta Kaldım ve başından geçenleri yazdığı Hikayeci adlı iki blog yönetiyordu. Hikayeci blogunda Diren Ali Bey yazısında artık Ali olarak çağırılmak istediğini dile getiriyordu. Kendisini Ali olarak tanıyan ve kabul edenlerin arasında mutlu ve huzurlu oluşundan bahsediyor. Yazılarında erkekliği, erkek olmayı ve dolayısıyla hem ataerkiyi hem de ikili cinsiyet sistemini feminist ve lgbt hareket içerisinde sorguladı. Feminist bakışaçısı ile Cin Ayşe ve Amargi dergilerine de çeviri ve yazılarıyla katkıda bulundu.Trans-feminizm konularında yazılar yazıp interseks konusunu konuşabilmiştir. Türkiye’de interseks hareketinin oluşmasına büyük katkıda bulundu.İnterseks konusunu önemsedi ve üzerine düşünüp tartıştı. Queer camiada biyolojik erkek/kadın yerine na-trans, biyolojik aile yerine sevgi bağıyla kurulmuş aile/seçilmiş aile cinsel şiddet alanında kullanılması için, ensestin tersi olan karşılıklı rıza olmadan kan bağından kişilerin cinsel eylemi gibi önemli alternatif kavram ve açıklamaları lügatımıza kazandıran kişidir. Dokunmayı, dokunulmayı, sarılmayı, sevişmeyi çok severdi, ama bedeniyle ruhu arası uzunca bir dönem iyi olamadı. Klasik sevişmeden, kurumlaşmış çift ilişkilerine kadar her şeyi, dilde ve pratikte sorguladı, analiz etti.
 
Hayatına kendisiyle kavga ettiği zamanlardan arta kalan vakitlerinde bu kadar şeyi sığdırabilen bir insanın Lgbt'lerin sağlık imkanlarından yararlanırken yaşadığı zorlukların ayıbı olarak aramızdan ayrılmayı hiçbir zaman hak etmeyecek birisiydi. Öncelikle öteki olmayı en az Ali kadar iyi bilenlerin ve hepimizin başı sağ olsun...

30 Eki 2012

SUÇ!


Suç…

Her kimle lanse edilse içimizi yakar bizimle bir bağlantısı olmasa da. Fakat bizimle bağlantısı yönelimle olduğunda ayrı bir yakar her Lgbtq ‘in yüreğini.

İçimizde hissederiz, o yönelimi yüzünden eziyet gören “insan”ın acısını. Biz şu an kendi sıcak yatağımızda uyumaya çabalarken ya da sessiz rüyalarımıza gömülürken. Sessizliğinin bedelini canıyla ödeyen nice nefret kurbanları var kim bilir. Biz sadece filmi yapılanları ve bize gösterilenleri biliyoruz veya duyuyoruz.

Nefretin her an nerede çıkacağını kestiremiyoruz hiçbirimiz. Kestiremeyiz de zaten. Böyle bir olanağa sahip olsaydık zaten o nefreti çıkacağı deliğe geri tıkardık, imha etme çabalarına soyunurduk gönüllüce. Bunu yapamadığımız için gönüllü olarak nefretin kurbanları adına sadece arkalarından üzülüp  yürüyebiliyoruz sadece…

İzlediğim filmde vardı.bir tık'la İlk yürüyüşlerden sayılırdı sanırım kronolojik olarak yanılıyor olabilirim, ama ilk nefret suçu kurbanı olduğuna göre oradaki yürüyüş de bu konu üzerine ilk olanıdır diye düz mantık yaptım. Neyse başlangıçta yürüyüşte çift basamaklı sayıyı zor bir araya getiren bir grup güzergâhlarında olan kavşaktan dönerken birden duyanlardan sonradan yetişenlerin ve izleyenlerin sağduyulu olanlarının da katılımıyla sayılarını artırır. Bu kısım beni etkilemişti cidden. O sağduyulu ortam, tek yürek olma azmi hep kamçılar içimdeki tek dişi kalan aktivisti(!)

 

Filmde beni etkileyen sahnelerden biri de Bush’un konuşmasıdır. – güzel şeyler(vaatler) söyledi yasal bağlamda- ama filmin sonuna doğru anladım ki sadece söylemiş çoğu lider gibi.

 

Babanın konuşması filmin sonuna doğru fena dokundu. Hele ki eş cinsel oğlunun kimliğini ağzına dahi almadan onun hakkında öyle samimi konuştu ki... (fena dokundu yani…) o boğazının düğümlendiği “benim en kıymetlimi çaldınız” kısmı hele filmin en anlamlı! Ve de damar kısmıydı diyebilirim… Ama öyle bir aile ki oğlunu öldüren kişilere nefretlerini gizleyemeseler de sırf oğullarının istemeyeceği bildikleri için ölüm cezası almalarını istemiyorlar. Ki zaten ölüm cezası böyle bir vicdani muhasebe için kurtuluş olurdu. Sanırım bu kararlarını bu konuda tutarlı buldum.

 

-Ölüm anılacak ve yaşamla savaşı devam edecek… ve biz hiçbir yere gitmeyeceğiz…

- Dünya dönmeye devam edecek, bizler sadece ziyaretçileriz. Peki, neden herkes tek düze bir ziyaret faslı geçirmek ister? Neden farklı görünene katlanamaz? Neden hep yalancı aynalar ister?  Neden görmek istediği şekilde bakar? Ve neden istediğini görmediğinde öldürür?!

 

Küçük bir kasabanın sloganıyla; “yaşa ve yaşat(!)” …

 

 

 

 
Blogger Witget