sevgili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevgili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Eki 2013
Bölüm 2
Biliyorum biliyorum ikinci bölümü yazmakta geç kaldım, ama bahanelerim var valla bak geçerli hem de hepsi. Neyse daha fazla uzatmadan kaldığım yerden devam ediyorum hemen.
Şişe çevirme esnasında yaptığım o ataktan sonra biraz afallamanın verdiği sessizlikten doğan sinsi rahatlamam ile tepkilerini ölçmek için sorduğum sorulara olumlu yanıtlar alınca. Hatta LGBT hakkında fikirlerini bize aktarmanla, arkadaşlarından arasında bu bireylerden bulunduğunu dile getirmenden dolayı pek yadırgamayıp hatta bizim o keko sınıfta sadece olursa böyle bi şey senden bekleriz gibi beni memnun edici dönütler alınca bendeki sinsi rahatlama yerini koy göte rahvan gitsin mode on oluverdi. Ama düşünmediğim nokta şu ki sonrasındaki sorulara yanıt verip vermememdi. Bunu söylemek istedim, ama ne ölçüde? işte burasını pek düşünüp düşlemediğimden dolayı zorlanmadım değil yani nerede durmam gerektiğimden. Çünkü önümüzde sınavlar ve ardından kocaman bi yaz tatili vardı. Bu olaya açıklık getirmeden bazı şeyler havada kalsın istemeden hop ben gittim olmasını istemedim. Akıllarının bi köşesine bu sineği sokmak istemiştim sadece. Kadın milletinin olur olmadık zamanlarda beynini kurcalayan şeylere ihtiyacı var bunu bildiğimden dozunda bırakmakta zorlandım, bunu açıkça söyleyebilirim.
Neyse ki o Foça günlüğünü güzelce kapayıp sınavlarımıza gömüldük. Yaz da bitti ve kocaman kocaman hasretler giderildi. Tekrar aynı moda döndük sanmıştım ki arkadaşlarımın yaa Amorf sen neden sevgilinle bizi tanıştırmıyorsun? gibi sorularına maruz kaldım. Anlaşıldı ki bunlar tatilde kafa kafaya verip varsayımlarını not edip okulun açılmasını beklemişler. Tavla atarken gelen sorulara verilen kaçamak cevaplardan her şeyin aslında anlaşılırlığı vs derken durum bi anda yolda yürürken hani sizin tanışmak istediğiniz X var ya aslında X değil Y dedim. Erkek ismi duyunca bi sırıtmalar trafiğin ortasında sarılmalar sonrasında banka oturup yıllardır göremedikleri sevgili fotosunun ısrarları birbirini izledi. Meraklı olduklarını bilirdim de bu kadarını beklemiyorum ben de doğrusu. Okulda derste ve bilimum yerde vaktini geçirince bildikleri çoğu şeyin aslında çarpıtıldığını öğrendikleri için, doğrularını bilmek için can atmalarını sevimli buluyorum aslında.
Oturduğumuz yerde yüzeysel bilgilerden sonra kalktık bana geçtik. Kitaplığımdaki Lubunya Olmak kitaplarımı gösterdim. Yani artık bi nevi onlara karşı gizlediğim yönümü açıyordum her mevzuda. İnternetten bilgilendirici videolar ve kitaptaki hikayelerden sonra bilmek istedikleri şeyleri dilim döndüğünce aktarmaya çalıştım. -Bu tarz insanları seviyorum işte. Yargılarını öğrenmeden önce koymuyorlar.- Toplumsal cinsiyet kavramlarından bahsettim biraz. Elimden geldiğince ansiklopedik bilgiden ziyade ruh hallerini aktarmaya çalıştım. Amacım seksüel bir yönelimden ziyade duygusallığın bilincini oluşturmaya öncelerden başlamıştım zaten yerine oturttuğuma inandım o gün.
Ayaküstü hamarat arkadaşım erişte yaptı. Bi yandan yiyoruz bi yandan video izleyip üzerine konuşuyoruz. Sonra Lgbtt arkadaşlarımın fotolarını gösterdim. Benden hep isimlerini duyardı, ama fotolarımız çok renkli ve yaş sınırlı olduğundan gösteremezdim. Şuan hayatımdaki insanı da görmek istediler, ama madem bi bilinç oluşturuyorsun Amorf kanlı canlı olsun dedim ve hemen ertesi güne buluşma ayarladım. Sevgilimle ben buluştuk yemek yedik bekledik. Sonra bizim kızlar çıkageldi. İlk göz göze gelişlerini izlemek keyif vericiydi. Bakışlarında sadece yabancı bir insanı tanıma sıcaklığı vardı. O sıcaklık git gide samimiyet sıcaklığına döndü. Kahveler içildi fal faslına geldi. Burada arkadaşıma benimki falına baksın mı diyerekten kaynaştırma moduna geçtim. Bu adam her defasında atıyorum diyor ama biliyor ya. Arkadaşıma da döktürdü. Kız ondan sonra benim hayvanat bahçeli fallarımdan soğudu. Falların ardından görüşler dile getirildi. Tanışan iki taraf da mutlu ayrıldı o geceden ama benimkisinin yanında küçük kalır mutlulukları elbette. Gizli yönümü açtığım arkadaşlarımdan bir dahaki buluşmalarımıza sevgilini de getir demesi kadar tatmin edici bir durum yok...
Öyle yani blog. Şimdi ailemden daha fazla görüştüğüm insanlardan sakınacak bir şeyim yok. Danıştığım konuları evirip çevirmeme gerek kalmadı. Benim için büyük rahatlık oldu. Her coming out olduğumda acaba bencilliğim daha mı ön planda mı diye sorguluyorum kendimi. Kimi zaman öyle bunu da biliyorum. Blogumun linkini bile paylaştım kendilerini buradan okuyunca mutlu oldular.
Seviyorum onları...
Etiketler:
coming out
,
fal bakma
,
foça
,
gay
,
gizli yanım
,
itiraf
,
sevgili
,
şişe çevirmece
,
toplumsal cinsiyet
15 Eyl 2013
Spontane oldu, Minnak oldu ama Güzel oldu :)
Selam yasakçı zihniyetin yasaklarına direnen insancıklarım,
Kendimce buraya yazmak için uzun bi ara verdiğimi düşünüyorum. Bu araya şen şakrak hoppidi pofidik bi yazıyla son vermek istemiştim, ama hisli dürtülerim buna engel olup edebi bi dönüş yaptırdı bana. Pişman değilim yine olsa yine yaparım çünkü yazarken bana sormuyor yazan kişi. Genelin aksine sevimli bi velet yerine atarlı bi ergen besliyorum içimde. İyi ki de öyle bi yazı yazmışım çünkü tatilde kendimi eğlendirecek pek bi şey yapmadım ki size yaziim diimi. Onun yerine bu yazımın konusunu ooluşturan mini bi buluşmayı anlatacağım size.
Her şey eski blogger olan Oyuncak Ayı'nın bana ""Amorf yarın uygun musu?" mesajıyla başladı. Sosyal medya bağıyla bağlıydık kendisiyle, ama öncesinde hiç aynı ortamda bulunmamıştık. Benim memlekette olmamdan dolayı da yazın da görüşememeiştik. Ben bu mesaja sevgilimle belgesel izlediğimden (yerseeen lol) geç döndüm. Bi döndüm pir döndüm şeysi varsa o da benim yaptığım şeydir herhal. Çocuk bana mesaj attı, ben ona 2 3 arkadaş daha çağırayım mı diye döndüm. o bi kaç kişi domino taşları gibi haberleşince 7-8 kişi oluverdik.
Oyuncak Ayı buluşma günü tam da evdeki hesabını çarşıya uyduramayıp erkenden uyanmış ve yola koyulmuş. Buluşma saatinden iki saat önce Alsancak'ta olur.Sabah beni aramış ama ben o sıralar başka alemlerde fink attığımdan duyamamışım. Bi de yeri gelmişken ben bu çocuğu beni aramışssın hayırdır diye ararsam açmıyor!, buradan bi kez daha söliim dedim. Bizimki erkengen gelmiş İzmire ben de Kıbrıs Şehitleri Caddesi de herkes gösterir, orada rahat vakit geçirirsin dedim ve arkasından kahvaltımı yapıp koştum yanına. Buluştuğumuzda mekan karmaşası yaşasak da adet gereği Doğa Cafe'ye girdik. Orada ben biraz soru yağmuruna tuttum çocuğu tebi;
Blogunu neden kapattın?
Geçiş ile uğraşıyordun hani İzmire gelecektin noldu?
Neden erken geldin?
bla bla diye devam ettim.
Bir bir cevapladı sorularımı. O arada Sadakat'eoyun oynamak istedik. Oyuncak beni date yaptığı kişi olarak tanıştırdı. Ben de oyun oynamaya çalıştım ama o arada mekanı bilmeyen bir adet Beyaz Peynir'i karşılama çabasındaydım. Bigale diye bi site vardı zamanında o site sayesinden tanıştığım yegane insanlardan. bu meşguliyetimden dolayı Sadakat oyunumuzu çaktı. Çünkü rolüme çalışmamıştım, elime bi telefon verilip konuş denilince. İsteksiz Ruz taklidi yapasım geldi, ama onu da kıvıramadım açıkcası saçmaladım. Tebi bizimkisi çakal öyle minnoş yumuduk edebi sevimli göründüğüne bakmayın. Feleğin çemberini hulohop yapanlardan (bunu yazarken nedense çok eğlendim) Yazın fix içeceğim olan limonatamı sipariş edip sohbete koyulduk. Bu 3 kişi arasında ortak nokta ben olduğumdan susmadım sanki normalde susuyormuşum gibi. Tanıştırdım kaynaştırdım bi güzel hatta siz birbirinizi daha iyi anlarsınız meşlektaşsınız diyerekten laflarıma Peynir'im alındı kıyamam yaa siz mutlu mesut olun diye tüm çabam yoksa ayrımcılığın her türlüsüne karşıyım yani..Sonra aramıza Panda katıldı. Kendisi memur tatilde ama üşengeçliğinden sonradan katıldı bize. Kendisiyle önceden tanıştığımız için (hani son postlarında 2 3 satırla anlattığı buluşma) özlem giderdik bu buluşmayla. Onun sonrasında da Sevgilim de bize katıldı ve öyle muhabbetler kahkahalar espiriler yaptık. Panda'nın kahvesi sayesinde sevgilimin fal bakabildiğini öğrendim o gün hala şoklardayım :) Bütün erkekler toplanıp anamızı bekledik, ama kendisi yine yoğunluğundan bizleri aç birer ağaç konumuna getirdi. Ben başımın ağrısına dayanamayıp bişilerr yesek yaaa dedim. Minnak cüssemle bu teklifi ortaya benim atmam da ayrı bi ironi. Cafenin hemen yakınındaki Anamızın da sevdiğini bildiğimiz mekana geçtik. Zaten hemen arkamızdan o da damladı. Siparişlerimizi verip yemeğe geçtik. Yemekten sonra ağrımın açlıktan olmadığını anladım. Ama ortam o kadar eğlenceliydi ki millet doyunca açıldı sanki. VanGörl'ün sert geçen ergenlik rüzgarıyla tüylerimiz diken diken oldu. Bi ara erkil adetlerin eşcinsel hayatına uygulanırken kafalarda oluşan soru işaretleriyle cebelleştik.bu konuları konuşurken üstüne Anamızın kuzusu ve sevgilisi geldi. Bu buluşma sayesinde onunla da tanışmış oldum hemi de bonus olarak sevgilisi de vardı. Umarım gördüğüm gibi hep mutlu olup gülerken. birlikte gülmek onlara çok yakışıyor. Ten uyumlarını bilimiciim ama renk uyumları güzeldi buluşmada :)
Son katılan üyelerin de yemeğini bitirmesiyle. Beyaz Peynirin sosyal arkadaşlarla yapabildiğin aktiviteleri sevgilinle de yapıyorsun, hayatına sevgili diye birisini sokmak zorunda mısın? sorunsalı hakkında herkes fikirlerini beyan etti. Peynir hangisine biat edecek ona kalmış bir şey elbette. Ama onun hakkında en hayırlısını talep ediyorum kendi nezdimde.
Sadece yemek yenilen bi mekanda yeterince yer kapladığımızı ve ortamın seyrini daha da değiştirmemek adına kalmakaya karar kıldık. Saat 22.00'ı geçmeden içkilerimizi alıp kendimizi çimlere attık. Elbette ki 125 midye kardeş eşliğinde. O akşam Peynir ve Oyuncak ilk defa midye tattılar. VanGörl elleriyle açıp yedirdi. Boşuna ana demiyoruk bu kadına :) Ayıcım sanki biraz ürktü midyelerden bizim 10 parmak yediğimiz varsayarsak o biraz yavaş kaldı. Midye bira ve çimler birleşince güzel sohbet ardından gelirdi zaten. Bonus olarak da kordondaki bi abinin içli klarnet çalışı da eşlik edince güneşi batırdık bi güzel manzaraya nazır.
Buluşmanın narinleri olarak Vangörl ile üşüsek de sohbet ve dedikodu ile içimizi ısıttık bi nebze. İlerleyen saatlerde gruta çiftleşme minimalist dedikodular hakim oldu. Birden gelişti. Peynir ve Oyuncakla oyuncağın kafasını karıştıran birisi hakkında konuşmaya başladık. Ürkek ama yapacağından geri kalmıyorsun tatlım yaa :) ama çok sevimlisin. Kilo sana yakışıyor ve iyi dileklerin için teşekkür ederim. Benim için buluşma bu aşamada bitti zaten. Erken ayrılıp sevgilimin yanına geçtim ve sonraki dedikodulardan uzak kaldım. Artık onları da birisi yazarsa oradan öğrenirsiniz anacım benden bu kadar :)
![]() |
| Çim bira midye ve güzel insanlarla buluşmak her daim güzel. |
Etiketler:
BeyazPeynir
,
blogger buluşması
,
Gay Panda
,
kuzu abi ve sevgilisi
,
minik buluşma
,
Oyuncak Ayı
,
sevgili
,
VanGörl
6 Oca 2013
Al Tozunu Dudaklarımın
Bırak o hafif ve
kaygan tenini,
Sokulsun bedenime
Dinsin ağrılarım ve ağrıların
Şahlansın atışları kalbimin ve kalbinin
Ama sakın durmasın
Bitmeden arzulanan sevişmemiz
Sokulsun bedenime
Dinsin ağrılarım ve ağrıların
Şahlansın atışları kalbimin ve kalbinin
Ama sakın durmasın
Bitmeden arzulanan sevişmemiz
Her zaman sevişir kıyılarla.
Ve ıslatır bütün kumlarını
Sen de seviş benimle
Al tozunu dudaklarımın.
Dudaklarındaki sıcaklığı
Üfle ruhuma bir melek gibi
Isıt beni her an...
Kuşlar bile kıskanır belki
Sevişmeler bize kalsın sadece
Bize yetsin ikimizin kokusu
Birbirini ıslatan dudaklarımız
Doyursun aç ve yorgun bedenimizi.
Gidersin geciken susuzluğunu kalbimizin..
Öpüşlerimle ruhunu ateşe verdiğim
Dudaklarımla dilini yaktığım sevgilim.
Yüreğindeki ısıyı serp yüreğime
İçindeki ateşi birleştir ateşimle
Seviş benimle, dindir ağrıyıp duran yaramı
Dindir cebelleşen acımı
Öpüş benimle
Ve al tozunu dudaklarımın.
Etiketler:
dudaklarımın tozunu al
,
sevgili
,
şiir
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)


