Sokakta gördüğüm erkekler, televizyondakiler, gazetedekiler
ve dergidekiler sana benzeyebilirler, ama
sen olamazlar. Senin gibi gülebilirler ama senin ağlattığın gibi ağlatamazlar.
Hepsinde senden eksik parçalar vardır. Sana en fazla benzeyen, en fazla
başkadır senden. Seni hissedeyim diye dokunduğumda onlara, sana en fazla
benzeyenlerde batar bana senden olmayanlar. Sensizlik seni yaşatır bende. Gecenin
köründe rastlanılan bir fotoğraf seni hatırlatır ama seni hissettiremez. Yokluğun
hüznümü tamamlar, ama varlığın beni eksik bırakır.
Anlattıklarım nafiledir… Kelimeler bizi anlatmaz, bizi
görünür kılmaz. Kelimeler yalnızca bizi gizleyebilir, bizi milyonlarca tarifin
arkasına bir sır olarak saklayabilir. Düşüncelerim benden bir parça değildir,
sayfalarca kâğıtlara dökülüp gidenler kendi var oluşuma giydirdiğim
giysilerdir.
Ben seni anlatamam, anlattığım, yalnızca benim gözümdeki
sendir. Senin suretini anlatırım, anlatır ve binlerce, milyonlarca tarif içinde
seni görünmez kılarım. Beni dinledikten sonra seni görenler seni değil benim
hislerimi görürler. Gözlerindeki donuk ifadeler, dudaklarındaki kıpırtılar,
sabahki deniz gibi durgun ve serin sesin ancak benim kelimelerimdir. Şimdi dört
bir yanım karanlıkta iken seni
anlatmayan kelimelere seni katmaya çalışıyorum…
.jpg)